Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

7 Kocalı Hürmüz

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

hurmuz

Puan: 9/10 | Müzikal, dans, Anadolu ‘nun efsanelerinden biri… Oldukça başarılı buldum gerçekten. Özellikle adam gibi adam bulamamak gibi bir bakış açısı da olması olduça enteresan bir bakış açısı. Ezop’a selamlar :) (daha fazla…)

Neşeli Hayat

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

 Neşeli Hayat

Puan: 3/10 | BKM TV’de güzel işler yapıyor fakat daha önce dediğim gibi çeşitli roller oyunculara yapışmış durumda. Azgın karı, laubali patron, boş gezen kardeş gibi. Daha önce defalarca izlediğim karakterleri sinema filminde de görmek artık benim için hiç hoş değil. Yaratıcılıktan dem vurmak bir kenara, artık sadece ama sadece para için çekilmiş bir film olarak görüyorum. İşin ilginç tarafı filmin konusu da parasızlık ((: Ayrıca insanı sinirlerini çözüm yolu göstermeden geren filmi gerçekten beğenmedim. Emeğin çöpe gitmesi gibi algılıyorum sonucu. Saçma, absürt falan filan işte! Filmi sona bağlamak için zorlamışlar, olmamış. (daha fazla…)

Dersimiz Atatürk

Cuma, Mart 19th, 2010

Puan: 10/10 | Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Atatürk’ü konu alan filmlere bir sonraki filme yol açması nedeniyle 10 üzerinden 10 puan veriyorum. ‘Dersimiz Atatürk’  Turgut Özakman’ın senaryosunu yazdığı, yetişkinlerden çok çocukları hedef alan Atatürk ‘ün hayatının hızlı mı hızlı bir özeti. Bu özette bir çok kilit noktayı belirtmiş olabilmeleri önemli, Atatürk’ün kişiliği , zaferleriyle  ve fikirleriyle tanıtmaya amaçlamaları gerçekten mantıklı.

Hedef kitle belirlenerek oluşturulmuş bir film. Daha çok ilkokul ile ortaokul diyebilirim hedef kitleyi tanımlarken. Bu kitleye hitap etmenin zorlukları aşikat ve bu zorlukları yenebilmek adına, genç izleyicinin dikkatini toplayabilmek adına başarısız, zoraki bir çocuk topluluğu da filmde rol alıyor. Hatta kimi karakterlerle aşırı derecede ilgilenilmiş. Bu çocukların ve çocuklara sunum yapan dedenin seçiminin yanlış olduğunu, kesitlerde yer alan bir çok canlandırmanın da içtenlikten uzak bir şekilde basit olduğunu, mekanların bugünkü hallerini tanıtırken kameranın aşırı derecede hızlı hareket ettirilmesini ve sürekli nesnelere, sonra da yüze, sonra yine nesnelere odaklanan kameranın bu olay yinelendikçe sinir bozucu hale gelmesi, çeşitli rol hataları ile yeterince üzerinde durulmamış bir film olarak kendini gösteriyor.

Dikkat ettiğimizde filmde defalarca yinelenen bir tarihi çarptıranlara karşı söz söyleme çabası var. Bunu da anlamsız buluyorum. Hedef kitleyi göz önünde bulundurarak tüm senaryosu oluşturulan bir yapıtta bunu defalarce yinelemenin anlamı olamaz, gereken yerlerde onların çarpıttığının doğrusunu çeker ve vurgularsın, arka plandan yergi yapmış olursun, film kendi başına senin bu anlamsız serzenişinden daha güçlü bir şekilde kendini savunabilir.

Turgut Özakman’ın kitaplarını okuyanlar, kitaplarında vurguladığı noktaların filmselleştiğini fakat yazarken okuyucusuna verdiği duyguyu filmde veremediğini hissedeceklerdir.

Küçüklerimizi sıkmadan, onlara Atatürk’ün fikir yapısını tanıtmak için de mükemmel fırsat olduğunu belirtemeliyim. Umarım daha güzel filmlerin çekilmesine vesile olur.

Not: Yazarken aklıma gelmemişti fakat daha sonra yemek yerken TV’de kendisini gördüm. Uğur Dündar .. evet! Bu filmde alakasız bir biçimde Uğur Dündar da yer alıyor ve boş beleş konuşup ayrılıyor. O kadar çocuğun arasında dayanamayıp güldüğümü itiraf etmeliyim. (daha fazla…)

Veda

Perşembe, Mart 11th, 2010

Puan: 10/10 | Salih Bey’in gözünden Atatürk’ü anlatan, zamanla da genel bakış açısına geçen filmi cesareti, iyi niyeti, Atatürk hakkında bir başka film çekilmesine örnek olması ve daha nice sebepten dolayı 10 üzerinden 10 puan veriyorum. Gel gelelim benim 10 puan vermiş olmam kusursuz olduğu anlamına da gelmiyor. 10 puan vermekteki amacım her ne kadar yetersiz, iyi niyetli olsa bile kötü sonuçlar doğurabilecek bir çok sahnesi olsa da bu film en azından daha iyi bir film çekilmesine vesile olacaktır.

Bir falcının Ata’ya 15 yıl padişah olacaksın demesi ve Ata’nın çevresindekilerin ‘Senin de hoşuna gidiyor.’ demeleri, ardından Ata’nın gülümsemesi şeklinde garip bir sahne var. Bu sahnenin herangi bir gerçekle ilgisi olmadığı gibi kimilerinin kafasını da karıştırmış olabilir, olmuştur da. Bu mantıksız, saçma, gerçeksiz sahne yerine tarihi bir örnek olan birçok hocanın Atatürk’ü ziyaret edip de ‘Gel padişah ol, hareminle doyasıya yaşa!’ tarzında bir teklifte bulunduktan sonra Atatürk’ün de bunu kesinlikle karşı çıkıp, hakimiyetin millete ait olduğunu belirtmesi gibi -ki bu örnek kayıtlara geçmiştir- bir örnek verilebilirdi. Çeşitli sahnelerde bir komutanın cephede telefonu evet diyerek açması da çok göze batıyor. Asker yakınları olanlar sivil bir telefona bile kendilerini rütbeleriyle tanıtarak açmayı alışkanlık edindiklerini bilirler. Ayrıntılara girdğinizde film bir gösteriş, bir dıştan görünüş filmi.

Mudanya’da, Lozan’da destan yazan İsmet Paşa filmde yok, milli mücadele dönemi ve özellikle devrimlerden ise neredeyse hiç bahsedilmemiş. Gitgide özel yaşama saldırılan filmde Fikriye & Latife Hanımlar arasındaki olaylara odaklanılmış. E bari odaklanıyorsun, onu tam yap. Filmin amacı belli olsun. O da yok! Zübeyde ve Makbule hanımların Fikriye karşıtı olmaları yer almayıp, Latife hanımda tam anlamıyla şeytani gösterilmiş. Bu da tarafsız bir bakış açısı değil.

Ayrıca Atatürk’ün Karabekir Paşa’nın yanında ileride bunlar olacak diye deftere Hilafetin kaldırılacağı, harf deviriminin yapılacağı gibi önemli ögeleri yazdırma sahnesi de yanlış. Karabekir Paşa hilafetçi bir anlayış içersindedir ki hatta bu amaç uğruna ileride Atatürk’e karşı parti dahi kuracaktır, idam cezasından zor kurtulacaktır. Bu sahnede Karabekir Paşa’nın yer alması büyük bir hatadır. Bu filmde yer alan hatalar o kadar fazla ki yazmaya utanıyorum. Yazıyı daha fazla uzatmanın anlamı yok.

Özgünlük ve özgürlük adına hiç bir senarist ve/vaya yönetmen tarihi tahrif ve tahrip etme hakkına sahip değildir. (daha fazla…)

Kurtlar Vadisi: Gladio

Pazartesi, Kasım 23rd, 2009

Gladio

Puan: 5/10 | Türkçe: Kurtlar Vadisi: Gladio | Film benim için 3 adet Kurtlar Vadisi bölümü tadındaydı. Aynı efektlerin film için yüksek kalitede ve büyük bir bütçe ile oluşturulmuş hali. Hadi güzel bir konumuz var, film yapalım değil, hadi KV tutuldu, İskender sevildi. Ona da bi’ film çevirelim olayı. Beğendiğim birçok sahnesi vardı fakat isteneni verdi mi hayır? Gladio’dan bahsedecekti, kendinden bahsetti. Ayrıca çelişen birkaç detay da gözüme çarpmadı değil. Spoiler olmasın, onları siz yakalayın.

(daha fazla…)

Der Untergang

Pazartesi, Kasım 9th, 2009

Der Untergang

Puan: 9/10 | Türkçe: Çöküş (orijinal: Günbatımı) | Bir milletin tüm dünyaya ve kendi kendine ızdırap vermesini konu alan filmde, Hitler zamanın sonlarını izliyoruz. “Biz insanları zorlamadık. Onlar bize bir yetki verdiler. Ve şimdi de bunun bedelini ödüyorlar.” işte her şeyi özetleyen birkaç cümle. Ne kadar da acı. Generallerinin ihaneti sırasında Hitler’e gerçeken acıdım, ve bir o kadar da kin duydum. Bu filmi günümüzde bir takım kimselere anlamsızca düşmanlık duyanlar izlemeli, doğruyu bulabilmenin mümkün olduğunu anlamalılar. Savaş bir oyun değil ve kafaya sıkılan bir kurşun ile bitmiyor. Nesillerce de değil sonsuza kadar bunun yükünü taşıyorsunuz. (daha fazla…)

Paths of Glory

Cuma, Eylül 4th, 2009

Paths of Glory

Puan: 8/10 | Türkçe: Zafer Yolları | Yaşanmışlıklar esin kaynağı oluyor insana, gördüğü ki aslında hissettiği acılar bir şeylerin dökülmesine neden oluyor. Savaş başlı başına bir çok kavramı karşılayabilen bir kelime, cesaret, acı ve daha neler neler! Bu filmin yapımcılarını konuyu bir çok açıdan ele aldıklarından ötürü tebrik ediyorum. Savaşta itaatsizlik en nefret ettiğim şey fakat bu itaatsizliğin karşılığının bu şekilde olmaması gerektiği de aşikar. Ama düşününce acaba ben nasıl bir karşılık beklerdim diyince ne diyeceğimi bilemiyorum. (daha fazla…)

300

Pazar, Temmuz 19th, 2009

300

Puan: 5/10 | Türkçe: 300 Spartalı | Sanmayın ki filmi yeni izliyorum. Bu filmi üçüncü defa izleyişim. Açık bir sinemada filmi daha önce izlememiş olan ablam ile birlikte tekrar izledik. Daha önce filme 8 puan vermiş olsam da ikinci defa izleyişimde ayrıntılara dikkat etmemden dolayı film puan kaybetti. Yine de filmdeki kılıç ve kan seslerine ok vızıltıları karışmasıyla hoşca vakit geçirebiliniyor. Eklemeliyim ki Yunan ırkını yüceltmeye çalışıp İran halkına laf atan bu filmin çok ama çok tepki de çekmesi gerekliydi. Ne yazık ki seslerini yükseltemediler. (daha fazla…)

Osmanlı Cumhuriyeti

Perşembe, Temmuz 9th, 2009

Osmanlı Cumhuriyeti

Puan: 7/10 | Türkçe: “Film, 1888 yılında başak tarlasında koşan ve sonra Atatürk olduğu anlaşılan çocuğun bir ağaca tırmanıp , kafesteki bülbülü alırken kafasının üzerine düşmesiyle başlıyor.” Gani Müjde ‘den beğendiğim bir senaryo diyebilirim. Ama filmi kategorilerken traji komik yerine komik traji demek gerekir diye düşündüm. Arasında ince bir fark var. Gerçekten de eğer böyle olsaydı diye filmde acı acı düşündüm. Her ne kadar kimi zaman basit espirilerle, Osmanlı ‘yı basit yansıtmakla veya Osmanlı ‘nın edebi gücünü de yansıtamamakla beğenmediğim bir çok yanı olsa da filmin mantığı olarak ve filmden günümüze laflar atılarak kurtarılması bilinmiş. (daha fazla…)