Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

Immortals

Pazar, Aralık 4th, 2011

Puan: 6 / 10 | Türkçe İsmi: Ölümsüzler | Uzun zamandır heyecanla beklediğim, hakkındaki tüm haberleri okuduğum, incelediğim nadir bir filmdi. Belki ben beklentimi çok yükselttim, ama sanmıyorum.

Ellerinde Yunan Mitolojisi gibi köklü, hayal gücünü zorlayan bir kaynak varken böylesine kısa ve anlamsız bir filmi izletmek gerçekten yakışmadı. Özeliklle titan kavramını böylesine küçültmeleri ve Zeus’un Titan babası ile olan geçmişi ve tüm bunların anlamı gibi bir çok olayı anlatmadan, titanlar ile tanrılar arasındaki ilişkiyi kurmadan böylesine bir başlangıç çok saçma. Olayın aksiyon ve savaş sahnelerine gelirsek tünel içinde yapılan savaştaki stratejiyi 300 Spartalı ‘yı izleyen herkesi güldürmüş olmalı. Hele ki kahramanımız, aman ne kahraman. Aman tanrılar ne de çok güvendi ve karışmadı işlerine, nasıl da bir kader bu. Neyse sinirlendim bak!

(daha fazla…)

Priest

Cumartesi, Mayıs 21st, 2011

Puan: 6/10 | Türkçe: Kutsal Savaşcı | Priest, vampirlere karşı savaşcı rahiplerin hakkındaki çekilmiş 3D film. İlk olarak belirtmem gereken şey vampirlerin oldukça iyi tasarlanmış olması, gerçekten ürkütücü. Bunun dışında beni en çok etkileyen şey ise filmin yapımcısı olan ülke ABD’de böyle bir filmin çekilmiş olması. Stigmata gibi filmlerin böylesine dini özgürlükleri olan ülkelerde çekilebiliyor olması, ya da çekilmesine neden olan rahatsızlıklarının olması gerçekten şaşırtıcı ve bu cesaretleri de heyecan verici. Darısı sansürlerin konuşulduğu ülkemize.

Ayrıca filmde True Blood ‘ın başrollerinden olması beni ilk anda filme bağlayan bir başka öge daha. Aksiyon dolu güzel bir filmdi. (daha fazla…)

THOR

Salı, Mayıs 3rd, 2011

Puan: 8/10 | Uzun zamandır en beğendiğim film! Hani olayın hakkını veriyor diye içtenlikle söyliyebiliyorum. Karakterlerin seçimi öylesine iyi ki, elbette bir takım şöyle olsaydı böyle olsaydı dediğim yer var (spoiler: dünyaya inme sahnesi, fbi, ilk sahnede kötü kardeşin cidden iyi gözükmesi vs) fakat ne olursa olsun Natalie Portman, Anthony Hopkins, Samuel L. Jackson benim için zaten olumlu bir önyargıydı ve bu güzel önyargının haksız olmadığını farkettim. Aksiyon sahneleri de gerçekten harika. Hele ki bekçi! Of! Adam karizma tek kelimeyle. (daha fazla…)

Battle: Los Angeles

Cuma, Mart 25th, 2011

Puan: 6/10 | Türkçe: Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı | Ciddi anlamda etkileyici bir fragmana sahip olan gişe filmi aksiyon severlerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak. Bilindik uzaylı düşüncesi, ana merkez gibi çeşitli sabit ögeler kullanılması aksiyona daha fazla yer ayırmış. Duygusal sahneleri ne kadar iyi olsa da flash-back olmadığından benim için yetersiz geldi. Ayrıca askeri kuvvet açısından filmde yeterli bütçe olmadığını da hissettiriyor. Tamamen efekt üzerine yoğunlaşılmış.
(daha fazla…)

Seven Years in Tibet

Cuma, Aralık 3rd, 2010


Puan: 9/10 | Türkçe: Tibet’te Yedi Yıl | Heinrich Harrer ve Peter Aufschnaiter arasında geçen dostluk Brad Pitt’in başrolde olduğu bu filmde öylesine güzel işlenmiş ki! Sizi içine çeken, espritüelliğiyle ve gerçekciliğiyle etkileyen ciddi anlamda önemli bir film! (daha fazla…)

Robin Hood

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 4/10 | Haçlı seferlerinden çakma bir şövalye olarak dönüp, krallığın odak noktası olan ve benim aklımdaki zenginden alıp fakire veren iyilik timsali bir insan olması gerekirken kolay yoldan çeşitli yerlere gelen filmin kimi sahnelerinde eşitlik, özgürlük diye yırtınsa da bir o kadar da ‘Fransız köpekleri’ diye çığıran Robin Hood karakteri, benim aklımdaki tüm imgeleri silerek yepyeni ve eskisiyle boy ölçüşemeyecek bir Robin Hood oluşturan film. Kendisi okçu olarak bilmemize rağmen bu konu da daraltılmış ki hatta dört nala elinde çekiçle (yoksulluktan değil) Fransızlar’a dalan bir şahşiyet. Olmamış, olmamış! Bu filme giderek güzel şeyler hissetmek yerine, aklımdaki bir takım güzel imgeleri de kaybettim. Filmin bakış açısı Robin Hood’un zenginden alıp, fakire verdiğini herkes bilir, biz nasıl bu hale geldiğini anlatmak istiyoruz şeklinde olsa da filmin çizdiği senaryonun sonucu zenginden alıp fakire veren bir Robin Hood da değildir. (daha fazla…)

The Hurt Locker

Perşembe, Nisan 22nd, 2010

Puan: 7/10 | Türkçe: Ölümcül Tuzak | Bildiğiniz gibi Oscar ödüllü film, bu sebeple filmi izledim. Anlamlı, mükemmel derin içerikli sözler barındıran Amerika’nın bir iç eleştirisi diye nitelendiriyorum. Biz niye buradayız sorusunu içersinde barındıran bir şekilde ‘Burada bize ne olacak?’ sorusunu hissediyorsunuz bangır bangır. Full Metal Jacket ‘i de izleyenler bunun Amerika için ilk olmadığını hissedeceklerdir. Altında ezildiği, geçmişte yapılmış benzer konulu bir film var. Aynı milletin, aynı şekilde, aynı anlamları barındıran. İroni midir bu yoksa Amerika’da sessiz kalanların her yüzyıl sesini duyurabilme çabası mı bilemiyorum ama ters giden bir şeyler var. (daha fazla…)

The Great Escape

Perşembe, Nisan 8th, 2010


Puan: 8/10 | Türkçe: Büyük Kaçış | 1943 yılında Almanlar yüksek güvenlikte savaş esirlerinin tutulduğu bir hapisane olan Stalag Luft III en becerikli kaçış ustalarını içeride tutacak şekilde tasarlamıştır. Ve özgürlüklerini kazanmak için işe koyulurlar.

Zekanın ön planda tutulduğu bu tarz filmler her zaman ilgimi çekmitir. Hele ki tarihi bir gerçekse tadından yenmez derim. Böyle filmlere bakış açımda ufak bir tereddüt de bulunur. Örneğin zekasal suç ilenen filmleri zevkle izlesem de acaba bundan hoşlanmam normal mi diye kendime sorarım zoraki. Fakat bu filmde doğru olduğuna inandığım şeyi, zekanın gücü ile yapmaları benim asıl önem verdiğim şey.

Filmle ilgili tek parmak basmak istediğim nokta sıkı yönetimin olduğu söylenen bir esir kampındaki askerlerin pek kibar, pek görevlerini yapan olmaları. Nazi dönemi kamplarında bu kadar rahat etiklerini pek görmedim. Filmin bu konuda zayıf olduğunu düşünüyorum. Kampların psikolojik baskısına değinmemişler diyebileceğim kadar az görüyoruz filmde. Ama gerçekciliği de kaybetmemeleri ve olağanüstü bir destan yerine ne pahasına olursa olsun mesajını vermeleri çok yüce. (daha fazla…)

The Great Dictator

Çarşamba, Mart 31st, 2010

Puan: 6/10 | Türkçe: Büyük Diktatör | Charles Chaplin ‘in sesini duyduğum ilk film! Afişe dikkat ederseniz özellikle ‘He talks’ yazan afişini koydum siteye. Daha yeni yeni kullanılan teknik, usta oyuncunun filminde geniş bir durağanlığa neden olmuş. Sahneleri dramatikleştirmek adına bir çok gereksiz an tekrarlanmış, Hitler’i taklit etmesi belirli bir noktadan sonra sıkıcı geliyor. Hatta öyle ki filmi 1 haftada her gün ufak ufak izleyerek anca bitirdim. Filmi ayırılan bütçeye, oyuncu kadrosuna, ciddi emek gerektiren sahnelere rağman beğenmedim. Bu filme 6 puan vermemin tek nedeni final konuşmasıydı. Gerçekten anlamlı bir konuşma ve aşağıdan izleyebilirsiniz. Filmin can alıcı, zihnime kazınacak noktasıdır. (daha fazla…)

The General

Cumartesi, Mart 27th, 2010

Puan: 8/10 | Türkçe: General | Sürükleyici ve zamanın şartları düşünüldüğünde de gerçekten bir başyapıt olduğu hissedilebilecek, 1926 ‘da çekilmiş bu film Buster Keaton ‘un şaheseri. Yıl 2010 olmasına rağmen böylesine filmler izleyemiyoruz. Saf duyguların, zekice senaryonun ve insanı bu kadar içten güldüren ögelerin oluşturduğu bu filmi herkesin izlemesini dilerim. Buster Keaton ‘ın izlediğim 2. filmi ve artık kendisinin tam bir hayranıyım, halen kimi sahneleri nasıl oluyor da bu kadar karmaşık ve beceri isteyen sahneleri çekebiliyorlar, bu nasıl bir yetenektir anlayamıyorum, saygıyla eğiliyorum. (daha fazla…)