Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

Before Sunset

Salı, Nisan 27th, 2010

Puan: 10/10 | Türkçe: Gün Batmadan | Before Sunrise ‘ın 9 yıl sonrasını konu alan film hikayenin başlangıcı açısından oldukça ilginç bir yaratıcılık örneği sergiliyor. Hiç beklemiyordum böyle bir başlangıç. Ardından içimizden beklediğimiz bir tempoya doğru sürükleniyor. Bunu farketmemek olanaksız fakat bunu hissetmek filmdeki ana öge. Yani tüm o konuşmalardaki doğallık (yinelemiş olsam da) gerçekten çok güzel yakalanmış. Ayrıca gözlerdeki parlamalar, beni filmden koparıp kendi içime götürüyor. Umarım bu filmde siz de kendi parçanızı yakarlarsınız. Filmin bittiği an gerçekten ama gerçekten çok şaşırdım. Bir an hata olduğu sandım çünkü benim için zaman ilerlememişti. Filmi izlemek için daha önce Before Sunrise’ı izlemeniz gerekmiyor ama daha sonra izlerseniz olmaz. “Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi devamı da varmış.” (daha fazla…)

Before Sunrise

Salı, Nisan 27th, 2010

Puan: 10/10 | Türkçe: Gün Doğmadan | Doğallığı hiç bu kadar hissetmemiştim. O kadar güzel ki, o kadar hassas, bir o kadar da anlamlı! Akıcılık içersinde yönetmenin herangi bir şaşırtmaca yaparak zihnimdeki tüm imgeleri bozmaması ve o masumiyetin zihnime kazınması için öyle çok dua ettim ki. Sanırım izlediğim en anlamlı filmdi. Özellikle Tanrı’nın yeri hakkında söyledikleri o söz ve bizsiz oralar düşüncesi inanılmazdı. Amanın! (daha fazla…)

The General

Cumartesi, Mart 27th, 2010

Puan: 8/10 | Türkçe: General | Sürükleyici ve zamanın şartları düşünüldüğünde de gerçekten bir başyapıt olduğu hissedilebilecek, 1926 ‘da çekilmiş bu film Buster Keaton ‘un şaheseri. Yıl 2010 olmasına rağmen böylesine filmler izleyemiyoruz. Saf duyguların, zekice senaryonun ve insanı bu kadar içten güldüren ögelerin oluşturduğu bu filmi herkesin izlemesini dilerim. Buster Keaton ‘ın izlediğim 2. filmi ve artık kendisinin tam bir hayranıyım, halen kimi sahneleri nasıl oluyor da bu kadar karmaşık ve beceri isteyen sahneleri çekebiliyorlar, bu nasıl bir yetenektir anlayamıyorum, saygıyla eğiliyorum. (daha fazla…)

Singin’ in the Rain

Pazar, Şubat 14th, 2010

Puan: 8/10 | Türkçe: Yağmur Altında | Klişe filmleri izlemekten büyük zevk alıyorum. Singin’ in the Rain bu güne kadar ertelediğim filmlerden bir tanesi. O kadar şaşırtıcı sahneleri var ki nasıl oluyor da bu kadar uzun ve zor sahneleri tek bir seferde çekebilmişler anlayamıyorum. İnanılmaz bir oyuncu kalitesi var. A ‘dan Z ‘ye emek kokuyor. Çoğu zaman komik gelse de ((: ki bu komiklik filmden ve müzikalin zamanımıza tam uymamasından da kaynaklandığını belirtmem lazım, anlamlı bir film de. Ayrca bu parçanın A Clockwork Orange ‘da da kullanıldığını belirtmek lazım. Ne parça ama! Parça bu filmde içimizi okşerken, bir başka filmde de tüylerimizi ürpertiyor. (daha fazla…)

The Twilight Saga: New Moon

Pazartesi, Aralık 14th, 2009

newmoon

Puan: 2/10 | Türkçe: Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay | Yarısında çıktım. Sadece şunu belirteyim, kahverengi tonda görüntü gerçekten insanın uykusunu getiriyor ve kısmen de egzotik duygular uyandırıyor. Seri benim için bitmiştir. (daha fazla…)

Whatever Works

Pazartesi, Kasım 16th, 2009

Whatever Works

Puan: 9/10 | Türkçe: Kim Kiminle Nerede | Woody Allen’ın yeni filmini duyar duymaz ilk imkanımda izledim, kaçıramazdım. Ve en yakın zamanda tekrar izleyeceğim. Woody Allen’ın dini olan dine eleştirinin yanında romantizm ve bilumum komediyle, şaşırtıcı senaryosuyla mükemmel bir düşünceyi bizlere tanıtıyor. ‘Whatever Works’. Larry David’in başrolü oynadığı ve seyirciyle iç içe olduğu filmde bol bol hayat, Yahudilik ve aşk hakkında espirilerle farklı bir bakış açısı bulacaksınız. Uzun zamandır gülmediğiniz kadar sizi güldürecek, hüzünlendirecek, romantik anlar da yaşatacak. Her nasıl mutluysan işte! Hayat budur ve gerisi önemli değildir. (daha fazla…)

City Lights

Cumartesi, Ekim 31st, 2009

City Lights

Puan: 7/10 | Türkçe: Şehir Işıkları | Hızlandırılmış sahnelerle, konuşmaların olmadığı o eski tarz film ve tabiki de Charles Chaplin! Hep ufak kesitlerini izlerdim, tam filmi izlemek gerçekten çok zevkliymiş. Senaryoyu nasıl oluşturuyorlar cidden çok merak ediyorum, yani bu sahnelerden hiçbiri ikinci çekim değilmiş gibi. Çok enteresan ((: Hemen ekleyeyim yönetmen & senaryo & yapımcı & müzik & kahraman Charles Chaplin! Bu adamın değeri gerçekten paha biçilemez! (daha fazla…)

It’s a Wonderful Life

Perşembe, Eylül 17th, 2009

It's a Wonderful Life

Puan: 10/10 | Türkçe: Şahane Hayat | Sonunda 10 üzerinden 10 verdiğim üçüncü filmi buldum. Hem de hayatımdaki beni boğan bir dönemde bulmam gerçekten bir lütûf. Filmde hayatın anlamı işleniyor ve gerçekten büyük bir baş yapıt. Oyuncuların rol yeteneği o kadar yüksek ve rollerine kendilerini öyle bir kaptırmışlar ki sanki size yaklaşıyorlar. Karakterler o kadar gerçek, o kadar halktan ki filmde Amerikan kültürünün izleri dışında size farklı gelen hiçbir şey olmuyor. Kabul ediyorum, filmdeki bazı sahneler çok basit işlenmiş olabilir. Ama filmin çekim tarihinin 1946 olduğunu sakın ola unutmayın. O zamanki teknoloji ile gösterilebilecek tüm içtenlik filmde sizleri bekliyor. Umarım siz de izledikten sonra benim gibi dönüp kendinize bakarsınız. Sevgiler. (daha fazla…)

17 Again

Perşembe, Eylül 10th, 2009

17 Againg

Puan: 7/10 | Türkçe: 17 Yeniden | Açıkcası ‘Amerikan Pastası’ gibi bir film bekliyordum fakat klasik gençlik dizilerine farklı bir yaklaşımlı film olmuş. Özellikler filmdeki Ned amca karakterine bayıldım. Ned amca mp3 koruma sistemini ki aynı zamanda bunu da kırma sistemini bulan kişi rolünde ve tabiki zengin. Gördüğüm en çatlak kişilerdendi. Bunun dışında film gerçekten eğlenceli. Filmdeki geçmişe dönüş sahnesi berbat denecek kadar zayıf. Biraz daha farklı şeyler yapılabilirdi. Karakter seçimi konusunda başarılı buluyorum. İzlemenizi önerebilirim. (daha fazla…)

Step Up 2: The Streets

Pazartesi, Eylül 7th, 2009

Step Up 2: The Streets

Puan: 8/10 | Türkçe: Sokak Dansı | Sokaklar her zaman dehşeti bir şekilde içimi kıpır kıpır etmiştir. Step Up filmine olam sempatimi bir önceki yazıdan biliyorsunuz. Bu film içimde bu sempatiyi kaybetme korkusuyla izledim. Çünkü bir seri oluşturmak, ikinci filmi çekmek gerçekten çok zordur. Beklediğim gibi senaryodaki iniş çıkışlar ilk film ile aynı. Önceki MSA ile tanışma, sonra dibe batma, sonra da en üste çıkma şeklinde. Yine sadece özel ekiple çekilebilen bu film sinema sektörünün en önemli ürünlerinden diyebileceğim bir düzeyde çünkü hiçbir kitap bunu yansıtamaz. Filmdeki puan eksikliğinin nedeni ise biraz hızlı olması. Yani vurgulanması gereken sahneler daha çok aksiyonlu dans sahnesi olsun diye kısa kesilmiş. Ayrıca sempatik karakter seçimi ilk filme göre mükemmel derecede başarılı olsa da başroller hariç diğer karakterleri ayrıntılandırma hesaba katılmamış. Serinin ikinci filmini ilk filme bağlama kısmını mükemmel uygulamışlar. Kısaca bahsedecek çok şey var ama bu filmi birine anlatmak imkansız. İnanılmaz bir şey. İzleyin ya hu! (daha fazla…)