Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

Singin’ in the Rain

Pazar, Şubat 14th, 2010

Puan: 8/10 | Türkçe: Yağmur Altında | Klişe filmleri izlemekten büyük zevk alıyorum. Singin’ in the Rain bu güne kadar ertelediğim filmlerden bir tanesi. O kadar şaşırtıcı sahneleri var ki nasıl oluyor da bu kadar uzun ve zor sahneleri tek bir seferde çekebilmişler anlayamıyorum. İnanılmaz bir oyuncu kalitesi var. A ‘dan Z ‘ye emek kokuyor. Çoğu zaman komik gelse de ((: ki bu komiklik filmden ve müzikalin zamanımıza tam uymamasından da kaynaklandığını belirtmem lazım, anlamlı bir film de. Ayrca bu parçanın A Clockwork Orange ‘da da kullanıldığını belirtmek lazım. Ne parça ama! Parça bu filmde içimizi okşerken, bir başka filmde de tüylerimizi ürpertiyor. (daha fazla…)

South Park: Bigger Longer & Uncut

Pazartesi, Şubat 8th, 2010

Puan: 7/10 | Öncelikle söyleyeyim ki 1 ay önce tanıştığım South Park ‘ın 13 sezonunu da bitirdikten sonra filmini de izledim. Filmi de benzer kıvamdaydı fakat daha çok müzikale yer verilmişti. Normal bölümlerde de var müzikal ama bu sefer yürürken bile bi parça uydurmuşlar. Bunun dışında filmi ancak South Park bölümlerini izleyenler tam anlamıyla anlayabilir. Ayrıca filmde gördüğüm bir başka detay ise anlamlıdan çok fanlara yadigar bir film olması. Filmdeki seslerin normal bölümlerdekine göre daha farklı olması da beni garipseten bir detay. (daha fazla…)

This Is It

Pazar, Kasım 1st, 2009

This-is-it

Puan: 7/10 | Türkçe: İşte Budur | Michael Jackson’ın ölmeden önce yürrütüğü This Is It konserinin yaklaşık 100 saat olan provalarının bizlere sadece 2 saat olarak sunulmasıyla oluşturulmuş bir belgesel film. ‘This Is It’ , İngilizce kulağıma en hoş gelen cümlelerden biri oldu böylelikle. Michael Jackson’ı olabildiğince takip eden ben, onu hep çok ama çok yüksek bir yerden bizlere bakan birisi diye hayal etmiştim. Pop’un kralını stüdyoda dolaşan, espiri yapan, ritimleri deneyip kendini yormamaya çalışarak hayranlarıyla buluşmayı iple çeken, her şeyden önce inanılmaz içten ve bir aile olmanın bilinciyle hareket eden birisi olarak görmeyi beklemiyordum. İşinde inanılmaz ciddi, işin profesyoneli, kendinin farkında gerçekten çığır aşan bir insan. En enteresan tarafı da 50 yaşında bu figürleri düşünüp uygulaması ve tüm ekibin de çocukluğundan beri Michael Jackson hayranı olarak büyümeleri ve ekibine de bir rüya yaşatması. Ayrıca filmdeki arka planda izleyiciye sunulan videoların çekimleri beni gerçekten ferahlattı, çeşitli sosyal mesajlarını da kesinlikle eksik etmedi. Filmi kötü eleştiren bir çok gazeteci & yazar olmuş. Sanırım karşılarında ne olduğunun farkında değiller. Bu aslında onun mezarına atılan son güldür. Güle güle Michael Jackson! <3 (daha fazla…)

Charlie and the Chocolate Factory

Pazar, Ekim 11th, 2009

Charlie and the Chocolate Factory

Puan: 6/10 | Türkçe: Charlie’nin Çikolata Fabrikası | Willy Wonka adında yemediğim ama mükemmel bir lezzeti olduğuna inandığım bir çikolatının fabrikasını ziyaret eden masumade bir çocuğun öyküsü bu, hem sadece onun değil, yıllar önce ailesinden ayrılmış çikolata dehası, Charlie ‘nin de öyküsü ve tabi onlara eşlik eden ve hadleri bildirilecek olan diğer şımarık, ukela dört çocuğun da hikayesi. Filmde Charlie ‘nin Michael Jackson gibi tarz bir kişilik olması ve Johnny Depp’in oynaması gerçekten tam yerinde olmuş. Ayrıca Helena Bonham Carter ‘ı da görmek benim için haz meselesi. Gel gelelim Oompa Loompa rolünü oynayan Deep Roy bence iğrenç bir kişilik. Filmde çikolata övülüyor mu yoksa çikolata ve tüm şekerlemelerin zararlı olduğunu mu söylüyor bilemiyorum. Zarif bir denge kurulduğu şüphesiz. Ayrıca aile kavramı, iyi-kötü kavramları da üstüne basa basa vurgulanmış. Aşırı çocukca olduğunu da ekleyelim, çok şey beklemeden izlemelisiniz ama çevrenizdeki küçükler büyük ilgi ile izleyeceklerdir. (daha fazla…)