Puan: 3 / 10 | Türkçe İsmi: Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti – Bölüm 1 | Twilight’ın tutturduğu şu pastel renk tonunu oldukça seviyorum, bir sempatim var. Edward’ı da o kadar duyuyoruz kızlardan, Alice Cullen var ayrıca eğlenceli olma ihtimali yüksekti. Ama olmadı. Söyleyecek sözüm yok, sizi kurt arkadaşın 0.001 yaşındaki bir kıza aşık olmasının ne kadar romantik olacağından bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz bebeğim.
The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 1
Perşembe, Aralık 8th, 2011Mr. Nobody
Pazar, Ekim 16th, 2011
Puan: 9/10 | Butterfly Effect ile oldukça karşılaştırılan film, aynı konuyu ele alsalar da birbirinden oldukça farklı mesajlar veriyorlar. Gerçekten 21. yy’ın en etkileyici, vurucu filmlerinden biri olduğunu düşündüğüm film. Açıkcası filmde geçmese de zugzwang kelimesi durumu çok güzel anlatıyor, spoiler olmaması adına anlamını araştırmayı size bırakıyorum.
Filmin zeka açıdan üstünlüğü, sizi çıkmazlara sokması, filmi uzun olsa da bitirdiğinizde aklınızda kalan herkesin eleştirdiği erotik sahneler değil o sahnelerdeki anlamların, sevginin gücünün ve anlam veremediğiniz, sonradan verecek olduğunuz ve enteresan bir sahnedeydi dediğiniz tüm durumların aslında filmin size vermek istediği mesaj olduğunu anlayacaksınız.
Requiem for a Dream, The Jacket ile hiç karşılaştırmayacağım. Elit bir film kültürü olan herkes bu tarz filmlerle ve mesajlarla karşılaşmıştır, karşılaşmış olmalıdır. Fakat her gün izlediğimiz aşk, ayrılık gibi süregelen filmler yanında böylesine bir konunun, bu kadar ustaca işlenilmesi taktire değer olduğunu düşünüyorum ve bu konuda kopyacılığın önüne geçip bir katma değer sağlamaları da oldukça sevindirici.
Kısaca yunan mitleri, metafizik, kuantum, paradokslar… hadi daha fazla burda durmayın, izleyin.
(daha fazla…)
Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 2
Pazartesi, Ağustos 15th, 2011Puan: 9/10 | IMAX 3D olarak izlediğim ve öyle de iznilmesi gereken, uzun zamandır beklediğim, beni hayal kırıklığına uğratmayan, heyecanın hissedildiği olağanüstü bir yapım, her şeyden öte bir elveda. 00.01 seansında Ankara Ankamall seansını dolduran bir salon benzer yaş kitlesi olarak izledik. Herkesin film başladığı anda susuvermesi ve eminim 7 kitabı okuduktan sonra son filmi de izlerken küçüklüğüne de veda ettiğini farketmemek elde değildi. Bazı filmleri yargılamak çok zor. Elbette ben de 20 yıl sonraki hallerini Flash TV’nin yaşlandırsa daha başarılı olacağı kanısındayım fakat bu yargıyı tüm kitapları okumuş, Harry Potter’ı anlayan bir kişi yapabilir. Bana film izlemeyi, kitap okumayı sevdirmiş olan Harry Potter sayfasını da böylece kapattım.
(daha fazla…)
İncir Reçeli
Cuma, Temmuz 15th, 2011Puan: 5/10 | Bilirsiniz, böyle Türk filmlerini kötülemek klasikleşmiştir. Fakat benim öyle bir kaygım yok, objektif olabildiğimi düşünüyorum ve Türk film sektörünün geliştiğine inancım tam.
İncir Reçeli yukarıdaki söylediklerimi düşündüğümde sektörün olduğu noktada çok zayıf bir yapım. Filmde diğer filmlerde olduğu gibi bir entellektüel hava verilmeye çalışılmış, aşk yine bizden her filmimizde olduğu gibi. Fakat tahmin edilebilirlik özellikle dikkatimi çekti. Ne olacağını zaten film bağıra bağıra belli ediyordu. Beni etkilemeyen, bana bir şey katmayan bir filmdi. Ne diyelim. Salla
(daha fazla…)
Jeux d’Enfants
Pazar, Mayıs 29th, 2011Puan: 6/10 | Türkçe: Cesaretin var mı Aşka? | İngilizce: Love Me If You Dare | Bir oyunun takıntı, saplantı haline gelip aşkın da ötesine geçebilmesinin hikayesi bu. Peki aşk bildiğimiz aşk mı? Aslında aşk kavramı öylesine öznel ki. İşte bu noktada Jeux d’Enfants’ta geçen hikayeye saygıyla bakıyorum, fakat bu aşk kavramı benimkiyle uyuşmuyor. Filmde ‘Amelia’ kokusunu almak bile Fransız filmlerini otomatik beğenmeme neden olabiliyor. Bu filmde benim ruhumu en çok okşayan, yıllardır bildiğim duyduğum müziğin sözleriyle tanışmam ve harikalığını hissetmem.
Ama bir bakarsınız bu hikayede kendinizden bir parça bulursunuz. (daha fazla…)
Harry Potter and the Deathly Hallows: Part I
Cuma, Aralık 3rd, 2010
Puan: 2/10 | Türkçe: Harry Potter Ve Ölüm Yadigarları Bölüm 1 | Harry Potter benim hayatımda en değerli ögelerden biri. Belki bu yüzden tepkim çok sert oldu ve 2 puan verdim. Ki onu vermemin sebebi de kitaptaki bir olayın animasyonunu iyi yansıtmaları ve beni bir kez daha o heyecanın içine çekmeleri. Fakat olumsuz eleştri olarak söylenecek o kadar çok şey var ki. Hermione’yi o hallere sokmak imgeleri ne kadar kırıyor ki Sihir Bakanlığı’ndaki o saçmalıklara ek olarak senaryo dışı sahnelerin fazlalığı… Neyse küfür etmeye başlamadan susmak lazım. Ha şunu da demeli ki dünyanın en güçlü büyücüleri halen ‘Sersemlet’ falan yapmaları komik geliyor. (daha fazla…)
Step Up 3D
Pazar, Ekim 31st, 2010
Puan: 9/10 | Step Up 3D ‘yi izledim. ((: Serinin en anlamlısı ve durmayan mükemmel bir tempo var! Tek eksiği senaryonun klasikliği. (daha fazla…)
21
Perşembe, Ekim 28th, 2010
Puan: 7/10 | Türkçe: 21 | Öğrenci evi ortamında kağıt oynadık, o gün ilk defa 21 öğrendim. Ardından LCNBY bana oyun hakkında süper bir film var hadi izleyelim dediğinde hayır diyemezdim. 21 zekanın kullanımı hakkında gerçekten özel bir oyun. İmkansız olmayan ve taktikleri arttırıldığında gerçekleştirilebilecek durumdan bahsediyor. Bir çok sahnesinde sinirlensem de genel anlamda güzel bir filmdi. (daha fazla…)
Dead Poets Society
Pazar, Eylül 5th, 2010
Puan: 9/10 | Türkçe: Ölü Ozanlar Derneği | Latince ‘Carpe Diem’ in “aynı yaşa” veya “günü yakala” (seize the day) anlamıyla oluşturulmuş, hayatın değeri konusunda edebiyat öğretmeninin onlara özgürlüğü, hayatı yeniden anlamalarını, dünyaya farklı açılardan bakmayı öğretmesini konu alıyor.
Öğrenci ve öğretmen ilişkisini alışılagelmişin çok dışında bir mizansen ile yansıtan bu film aynı zamanda öğrencilerin hayatlarını doludizgin yaşamalarını da çok etkileyici bir şekilde ekrana taşımıştır. Temelde filmde özgür düşünmenin önemi vurgulanmış, eğitimdeki totaliter, baskıcı bakış açılarına eleştiri getirmiştir. (daha fazla…)
Toy Story III
Pazartesi, Temmuz 5th, 2010
Puan: 9/10 | Türkçe: Oyuncak Hikayesi 3 | Toy Story ve Toy Story II ardından nihayet yayına giren Toy Story III’ü izledim ve oldukça keyif aldım. Hatta başında verdikleri Gündüz ile Gece adlı animasyon da bir o kadar keyifliydi. Toy Story’nin benim için en önemli özelliği komik ve içten olduğu kadar ciddi anlamda sıkmadan çocuklara doğruları öğreten bir hikayeyi konu alması.
Bu filmde kusurlu olarak gördüğüm ilk konu Toy Story’nin diğer filmlerine oldukça benzer olmasıydı. İşin kötü tarafı daha önceden deneyim ettikleri gerçekleri olmamışcasına tekrar yaşıyor olmaları gerçekten yadsınamayacak bir enteresanlık. Gördüğüm ikinci kusur ise büyük oyuncak bebeğin gerçekten korku filminden fırlamış olmasıydı. Benim için oldukça komik olan bu durum sinemada önümde oturan çocuk için diğer karakterlerle karşılaşınca korkunç bir uçurum olduğunu görmesi ve ondan korkması hoş bir durum değil.
Bunun dışında oldukça eğlendim, 3D olmasından ayrı bir keyif aldım, Türkçe dublaj olmadan izlemenin rahatlığını yaşadım. Geç olmadan kahkahaların arasında filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.
Spoiler: Yukarıdaki görsel yerine filmin sonundaki şirin karakterimizin tüm oyuncaklara sarıldığı o anı koymak isterdim fakat görseli edinemedim. (daha fazla…)











