Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 1

Perşembe, Aralık 8th, 2011

Puan: 3 / 10 | Türkçe İsmi: Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti – Bölüm 1 | Twilight’ın tutturduğu şu pastel renk tonunu oldukça seviyorum, bir sempatim var. Edward’ı da o kadar duyuyoruz kızlardan, Alice Cullen var ayrıca eğlenceli olma ihtimali yüksekti. Ama olmadı. Söyleyecek sözüm yok, sizi kurt arkadaşın 0.001 yaşındaki bir kıza aşık olmasının ne kadar romantik olacağından bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz bebeğim.

(daha fazla…)

Immortals

Pazar, Aralık 4th, 2011

Puan: 6 / 10 | Türkçe İsmi: Ölümsüzler | Uzun zamandır heyecanla beklediğim, hakkındaki tüm haberleri okuduğum, incelediğim nadir bir filmdi. Belki ben beklentimi çok yükselttim, ama sanmıyorum.

Ellerinde Yunan Mitolojisi gibi köklü, hayal gücünü zorlayan bir kaynak varken böylesine kısa ve anlamsız bir filmi izletmek gerçekten yakışmadı. Özeliklle titan kavramını böylesine küçültmeleri ve Zeus’un Titan babası ile olan geçmişi ve tüm bunların anlamı gibi bir çok olayı anlatmadan, titanlar ile tanrılar arasındaki ilişkiyi kurmadan böylesine bir başlangıç çok saçma. Olayın aksiyon ve savaş sahnelerine gelirsek tünel içinde yapılan savaştaki stratejiyi 300 Spartalı ‘yı izleyen herkesi güldürmüş olmalı. Hele ki kahramanımız, aman ne kahraman. Aman tanrılar ne de çok güvendi ve karışmadı işlerine, nasıl da bir kader bu. Neyse sinirlendim bak!

(daha fazla…)

Reservoir Dogs

Salı, Eylül 20th, 2011

Puan: 9/10 | Rezervuar Köpekleri… Yıllarca izlediğimi sandığım bir film! Birgün afişe baktım da baktım… Ben bu filmi izlemedim ki dedim ve anında başına oturdum. Biraz Pulp Fiction, biraz Snatch tadı vererek başladı. Olayı anlamaya çalışmak durumları farketmek derken ciddi anlamda çarpıcı bir şekilde sona erdi. Filmin konusunu bile söylemek spoiler olur fakat en son cümleleri duyduğunuzda film derin bir yergi ve kimlik çatışmasını konu aldığını farkedeceksiniz.
(daha fazla…)

Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides

Perşembe, Eylül 15th, 2011

Puan: 6/10 | Hadi bu yazımı kısa kesip anahtar kelimelerle anlaşalım. Hayal kırıklığı, alışılagelmişlik, Jack, deniz kızları, deniz kızları, deniz kızları, deniz kızlar…
(daha fazla…)

Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 2

Pazartesi, Ağustos 15th, 2011

Puan: 9/10 | IMAX 3D olarak izlediğim ve öyle de iznilmesi gereken, uzun zamandır beklediğim, beni hayal kırıklığına uğratmayan, heyecanın hissedildiği olağanüstü bir yapım, her şeyden öte bir elveda. 00.01 seansında Ankara Ankamall seansını dolduran bir salon benzer yaş kitlesi olarak izledik. Herkesin film başladığı anda susuvermesi ve eminim 7 kitabı okuduktan sonra son filmi de izlerken küçüklüğüne de veda ettiğini farketmemek elde değildi. Bazı filmleri yargılamak çok zor. Elbette ben de 20 yıl sonraki hallerini Flash TV’nin yaşlandırsa daha başarılı olacağı kanısındayım fakat bu yargıyı tüm kitapları okumuş, Harry Potter’ı anlayan bir kişi yapabilir. Bana film izlemeyi, kitap okumayı sevdirmiş olan Harry Potter sayfasını da böylece kapattım.
(daha fazla…)

THOR

Salı, Mayıs 3rd, 2011

Puan: 8/10 | Uzun zamandır en beğendiğim film! Hani olayın hakkını veriyor diye içtenlikle söyliyebiliyorum. Karakterlerin seçimi öylesine iyi ki, elbette bir takım şöyle olsaydı böyle olsaydı dediğim yer var (spoiler: dünyaya inme sahnesi, fbi, ilk sahnede kötü kardeşin cidden iyi gözükmesi vs) fakat ne olursa olsun Natalie Portman, Anthony Hopkins, Samuel L. Jackson benim için zaten olumlu bir önyargıydı ve bu güzel önyargının haksız olmadığını farkettim. Aksiyon sahneleri de gerçekten harika. Hele ki bekçi! Of! Adam karizma tek kelimeyle. (daha fazla…)

Stigmata

Cumartesi, Ocak 29th, 2011


Puan: 5/10 | Stigmata din konusunda efektli film izlemekten korkan kişilere önerebilirim, filmin eşsiz olan tarafı diğerlerine göre sonunda ciddi anlamda bir mesaj vermesi. Spoiler dinlemeden bunu açıkca söyleyeceğim. Hristiyanlık’taki dinin mensupları ile Tanrı arasına giren bir klise ögesini hedef alan ve aslında bunun doğru olmadığını düşünmekten öte kanıtlarım var diyen bir film. Bu filmi gerçek hikayelerle bağdaştıran ve gerçek hikaye olduğunu söylenler de yok değil. Filmin bu mesajcı tavrını ciddi anlamda sona bırakması ve şeytani bir tavır ile başlaması benim için negatif etki bıraktı, bayağı da güldük hani. (daha fazla…)

The Sorcerer’s Apprentice

Pazartesi, Ağustos 2nd, 2010


Puan: 5/10 | Türkçe: Sihirbazın Çırağı | Filmi düşündükçe her ne kadar heyecanlı olsa da Tesla konusunda güzel şeyleri hatırlatsa da Merlin’in konusunda verdiği zayıf bilgiler ve mutlu son için abartılmış bir zayıf kurgu beni üzdü. Daha fantastik ögeler bekliyordum. Özellikle şu yorumum spoiler da olacak fakat söylemek zorundayım; Merlin’in dediğine göre sonunda yüzüksüz büyü yapabilecek biri arandığından kahramanımızın yüzüğü çıkartınca büyü yapamaması konusunda oldukça heyecanladım. Merlin’in teknolojinin büyü ile yarışıyor olması konusunda bir kehanet beklentisiydim. Kahramanımız yüzüksüz bir şekilde teknolojiyi kullanarak, zekasıyla bilimin gücünün büyüden yüceliği konusunda bir son yapacaktı. Fakat öyle olmadı. (daha fazla…)

Avatar: The Last Airbender / The Legend of Aang

Pazar, Ağustos 1st, 2010


Puan: 8/10 | Türkçe: Avatar: Son Hava Bükücü | Avatar çizgi dizisinin seri bir film haline getirlmesi gerçekten benim gibi takipçileri için güzel bir haber fakat klasik bir biçimde yine bizlere istediğimizi sunamadılar. Filmi oldukça beğenenler oldu, takipçilerinden de bir o kadar tepki geldi. Beğenilmesinin nedenini Avatar çizgi dizisinden aldığı köklü mantığa, senaryonun gücüne bağlıyorum. Fakat elementlere hükmetmek kavramını açıklamaları ve yönetmek için yaptıkları konusunda ciddi anlamda hatalar var. Umarım serinin devam filmlerinde daha iyi iş çıkarırlar. (daha fazla…)

The Twilight Saga: Eclipse

Perşembe, Temmuz 29th, 2010


Puan: 7/10 | Türkçe: Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma | Öncelikle itiraf etmeliyim, serinin 2. filmini rezil olduğunu bilsem de bu filmde oldukça toparlamışlar. Alacakaranlık serisinde renkleri gösterme biçimleri, doğanın farklı bir ton alması, derinin renginde farklı bir güzellik olması beni her şeyden daha fazla etkiliyor. Dünyaya farklı renklerle ve güzel renklerle bakıyor olmak benim için senaryodan daha önemliydi açıkcası. Hem ortada ciddi bir senaryo olduğu da söylenemez. Birçok noktada yetersizlik hissediliyor, belki romanda ciddi bir kurgu olabilir ama bunun yansımasının tekrar ve tekrar yetersiz olduğunu da kabullenmeli.

True Blood da izliyorum ve Vampir’ler hakkında akademik bir çok araştırmayı da inceledim. Bir efsane oluştururken Vampirler hakkında bu kadar Polyanacı bir biçimde bakılamaz. (daha fazla…)