Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

Bright Star

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 9/10 | Türkçe: Parlak Yıldız | Başlarda karakterleri soğuk algılasam da film ilerledikçe olması gerektiği gibi olduğunu ve romantizmin en güzel örneklerinden biri olduğunu gördüm. Beklemediğim bir şekilde anlamı derinleşti ve duygusallaştı, dramatikleşti. Dokunuşu hafızanın unutmaması, şiirsellikteki anlam yoğunluğunu soundtrackıyla birlikte tamamlayan hissedilişin doruk noktalarından biri. (daha fazla…)

Robin Hood

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 4/10 | Haçlı seferlerinden çakma bir şövalye olarak dönüp, krallığın odak noktası olan ve benim aklımdaki zenginden alıp fakire veren iyilik timsali bir insan olması gerekirken kolay yoldan çeşitli yerlere gelen filmin kimi sahnelerinde eşitlik, özgürlük diye yırtınsa da bir o kadar da ‘Fransız köpekleri’ diye çığıran Robin Hood karakteri, benim aklımdaki tüm imgeleri silerek yepyeni ve eskisiyle boy ölçüşemeyecek bir Robin Hood oluşturan film. Kendisi okçu olarak bilmemize rağmen bu konu da daraltılmış ki hatta dört nala elinde çekiçle (yoksulluktan değil) Fransızlar’a dalan bir şahşiyet. Olmamış, olmamış! Bu filme giderek güzel şeyler hissetmek yerine, aklımdaki bir takım güzel imgeleri de kaybettim. Filmin bakış açısı Robin Hood’un zenginden alıp, fakire verdiğini herkes bilir, biz nasıl bu hale geldiğini anlatmak istiyoruz şeklinde olsa da filmin çizdiği senaryonun sonucu zenginden alıp fakire veren bir Robin Hood da değildir. (daha fazla…)

Whip It

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 6/10 | Açıkcası oldukça çatlak, aile değerlerini önemseyen fakat gençlik tutkusunu da hiçe saymayan, ayrıca oldukça gerçekci bir film. Hadi canım bu olmaz diyeceğiniz bir şey yok, kendi adıma bulamadım. Bence olayın tadı da buradan geliyor. Hayallerinin peşinde koşmak ama gülün peşinde koşarken de ezdiğin kır çiceklerinin farkında olmak gerek. (daha fazla…)

Neşeli Hayat

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

 Neşeli Hayat

Puan: 3/10 | BKM TV’de güzel işler yapıyor fakat daha önce dediğim gibi çeşitli roller oyunculara yapışmış durumda. Azgın karı, laubali patron, boş gezen kardeş gibi. Daha önce defalarca izlediğim karakterleri sinema filminde de görmek artık benim için hiç hoş değil. Yaratıcılıktan dem vurmak bir kenara, artık sadece ama sadece para için çekilmiş bir film olarak görüyorum. İşin ilginç tarafı filmin konusu da parasızlık ((: Ayrıca insanı sinirlerini çözüm yolu göstermeden geren filmi gerçekten beğenmedim. Emeğin çöpe gitmesi gibi algılıyorum sonucu. Saçma, absürt falan filan işte! Filmi sona bağlamak için zorlamışlar, olmamış. (daha fazla…)

Caschback

Pazartesi, Mayıs 3rd, 2010

Puan: 8/10 | Türkçe: Zamana Güzellik Kat | Chasback 2004 ve 2006 yapımlı olarak görünüyor. 20dk ‘lık 2004 yapımını ilk olarak izledim. Gördüğüm anlamlı düşüncelerin cinsellikle benzenmiş olduğuydu ki bu bezenme kimi zaman abartılarak düşüncelerin önüne geçmiş. Fakat ikinci filmi izlediğimde romantik bir hikayenin yanında insanın hayal bile edemeyeceğimi kimi durumlar canlandırılmış, düşündüğümüz ama bunu uzun vadeye yayamadığımız anları anlamlı kılmışlar. Şaşırdım, çok şaşırdım. Filmi bir gençlik filmi olarak düşünüyordum ama romantizmin yanında felsefi anlamda o kadar güzeldiy ki finaliyle birlikte gerçekten beni kendisine hayran kıldı. Filme olumsuz olarak eleştireceğim en önemli şey ise kimi karakterlere (misal striptizci) karşı çok acımasız oldukları ve bunu göz anına alıp yepyeni bir bakış açısı da yakalayabilecekleri. Yönetmetene sahne geçişlerindeki ve durumların hissettirilişi konusunda emeği için ayakta alkışlıyorum. Ana karakterin de durgun bir şekilde fakat mimiklerini ve hislerini belirtebilen bir oyuncu olması çok başarılı. Çok beğendim! (daha fazla…)

The Book Of Eli

Pazartesi, Mayıs 3rd, 2010

Puan: 6/10 | Türkçe: Tanrının Kitabı | Film isminin çevirisi yapan şahşiyet(siz)i elime geçirsem ne yaparım acaba diye düşünüyorum. Filmin önemli ögelerinden birini mahvetmiş. Bu yazım başlığından fazla spoiler içermez, bunu belirteyim. Film mükemmel bir misyonerlik filmi. Hristiyanlık reklamını, yaydırmacı ruhunu günümüz sinema efektleriyle ve masumiyetin dışına çıkarak bir çok şekilde ortaya koymuşlar. Özellikle filmdeki yaşlı çift konusunu unutamayacağımı düşünüyorum. Biraz geniş baktığımızda yaptıkları şeyin anlamlı olduğunu fakat amaç doğrultusunda filmi oluşturduklarını görmek de mümkün. Belirli bir amaç için senaryo uydurulmuş, ara sahneler baştan savma oluşturulmuş. Kimi imgeler, müzikler, dalıp gitmeler çok anlamlı olsa da bunlar oldukça basık kalmış diyebilirim. Bitmesi gerektiği yerde bitirmeyerek de film büyük bir kayıp almış. Ama olsun diyorum, böyle bir cesareti tebrik ediyorum kendimce, benliğimle. Özellikle inanç konusunda yaptığı yorum çok hafif ama anlamlıydı. Fazla söze gerek yok, amaç üzerine oluşturulmuş aksiyon serpiştirilmiş, güzel şeyler yakalanabilecek bir film. (daha fazla…)

Before Sunset

Salı, Nisan 27th, 2010

Puan: 10/10 | Türkçe: Gün Batmadan | Before Sunrise ‘ın 9 yıl sonrasını konu alan film hikayenin başlangıcı açısından oldukça ilginç bir yaratıcılık örneği sergiliyor. Hiç beklemiyordum böyle bir başlangıç. Ardından içimizden beklediğimiz bir tempoya doğru sürükleniyor. Bunu farketmemek olanaksız fakat bunu hissetmek filmdeki ana öge. Yani tüm o konuşmalardaki doğallık (yinelemiş olsam da) gerçekten çok güzel yakalanmış. Ayrıca gözlerdeki parlamalar, beni filmden koparıp kendi içime götürüyor. Umarım bu filmde siz de kendi parçanızı yakarlarsınız. Filmin bittiği an gerçekten ama gerçekten çok şaşırdım. Bir an hata olduğu sandım çünkü benim için zaman ilerlememişti. Filmi izlemek için daha önce Before Sunrise’ı izlemeniz gerekmiyor ama daha sonra izlerseniz olmaz. “Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi devamı da varmış.” (daha fazla…)

A Serious Man

Pazar, Nisan 25th, 2010

Puan: 9/10 | Türkçe: Ciddi bir Adam (Dost) | Çaresizlik, yalnızlık üzerine olan bu film mizahi ögeler de barındırarak hayatta cevabını alamadığımız bir çok soruya öylesine bir tokat atıyor ki birazdan oturup filmi 3. kez izleyebilirim. “Ciddi olmaya çalışan ama ciddi olmaktan aciz bir adamın hikayesi.” (daha fazla…)

The Hurt Locker

Perşembe, Nisan 22nd, 2010

Puan: 7/10 | Türkçe: Ölümcül Tuzak | Bildiğiniz gibi Oscar ödüllü film, bu sebeple filmi izledim. Anlamlı, mükemmel derin içerikli sözler barındıran Amerika’nın bir iç eleştirisi diye nitelendiriyorum. Biz niye buradayız sorusunu içersinde barındıran bir şekilde ‘Burada bize ne olacak?’ sorusunu hissediyorsunuz bangır bangır. Full Metal Jacket ‘i de izleyenler bunun Amerika için ilk olmadığını hissedeceklerdir. Altında ezildiği, geçmişte yapılmış benzer konulu bir film var. Aynı milletin, aynı şekilde, aynı anlamları barındıran. İroni midir bu yoksa Amerika’da sessiz kalanların her yüzyıl sesini duyurabilme çabası mı bilemiyorum ama ters giden bir şeyler var. (daha fazla…)

Raging Bull

Pazartesi, Nisan 12th, 2010

Puan: 9/10 | Türkçe: Kızgın Boğa | Robert De Niro ‘nun başrolde olduğu, Jack La Motta ‘nın hayat öyküsüdür bu. İzlemekte geç kaldığım, fakat filmin anlamından bir şey kaybetmediği gerçeğiyle yüzleştiğim doğrudur. Filmin sıradışılığı bir dram hikayesinde herangi bir kimseyi haklı çıkartma çabası olmadan, doğal bir şekilde ilerlemesi. Filmin sonunu söylemem (korkamyın söylemeyeceğim) sizin alacağınız hazza etki etmeyecektir.

Gördüğüm en iyi oyunculuk, rolüne kendini böylesine kaptırma (Robert De Niro ‘nun film için 1 yıl boks eğitimi almış olması, filmin ileri sahneleri için 4 ay ara verilip tam 20 kilo alması .. ayrıca role kendini öylesine kaptırıp jake la motta ‘nın kaburgasını zedelemesi ve joe pesci ‘ye attığı yumrukla -ki filmde bu sahne var- kaburgasını kırgıması) ile Oscar ‘ı harbiden hakeden bir baş yapıt.

Sahneler arası öyle tezat geçişler varki, spoiler olmasın diye kendimi zor tutuyorum ama filmin geride bıraktıklarını taşımak gerçekten çok zor. Bu filmde bulduğum tek kusur karakter çevresini genişletmemesidir. Yani bir hayat hikayesi yerine, yaşamda birlikte yürüdüklerinin de hayat hikayesinin sonunu görmek isterdim.

Nadirdir bu kadar duyguyu bir arada yaşatabilen film ve bu kadar net yansıtabilmek ise gerçekten usta işi, ya hep ya hiç mantığıyla senaryo, yönetmen ve oyunculuk anlamında herkesin tam güç olayın içinde olduğu bir film.

Şiddetin bana bu kadar itici ve duygusallığın, kıskançlığın bu kadar baskın geldiği nadir anlardandı. Bir Martin Scorsese filmi.

Not: Filmi yeni izlememin vermiş olduğu heyecandan ötürü halen kalbim hızlıca atmakta ve yukarıda anlamsal bir takım bozukluklar varsa filmin etkileyiciliğine verin.
(daha fazla…)