Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

Prince of Persia: The Sands of Time

Pazar, Mayıs 23rd, 2010

Puan: 7/10 | Türkçe: Pers Prensi: Zamanın Kumları | Filmin konusuyla birebir ilgili olsa da Alamut kalesinden ve Haşaşilerden oldukça yüzeysel bahseden hatta Türkler’den, Hasan Sabbah’tan hiç bahsetmeden zayıf bir efsane kurgulanmış olsa da üretilmese de silah üretimi duyumları üzerine yapılan bir savaşı konu alması günümüz süper güçlerinin siyasetine yapılan ince bir eleştiri. Ayrıca verdiği kardeşlik, birliktelik duyguları bir bütün içersinde. Kimi sahneleri aşırı derecede abartıya kaçsa da finaliyle gerçekten insanı etkileyen, karakter seçimleri oldukça başarılı olan güzel bir aksiyon filmi. Tavsiye ederim. (daha fazla…)

Iron Man 2

Pazar, Mayıs 23rd, 2010

Puan: 6/10 | Türkçe: Demir Adam 2 | Iron Man teknolojinin doruk noktalarının hayal edilmesini konu alan bildiğiniz gibi süperkahraman. Böylesine bir filmi 3D bekliyordum, 3D olmalıydı. Klasik bir kurgu olsa da efektlerle ve Iron Man’ın oyunculuğuyla beni oldukça etkiledi, sürekli bir heyecan ya da beyin fırtınası yaşatan film beklentilerimi karşılamadığını ifade etmeliyim. Özellikle arkadaşlık ilişkilerinde ve toplumsal mesajlarda, güle ulaşırken ezilen kır çiceklerinin umurlarında olmaması gibi bir çok ayrıntı düşünülmeliydi. Aksiyon duygusunu yaşatalım, siz ayrıntılara değil, geride kalanlara değil sadece baş karaktere yoğunlaşın diyor film, ama bence bu imkansız. (daha fazla…)

Robin Hood

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 4/10 | Haçlı seferlerinden çakma bir şövalye olarak dönüp, krallığın odak noktası olan ve benim aklımdaki zenginden alıp fakire veren iyilik timsali bir insan olması gerekirken kolay yoldan çeşitli yerlere gelen filmin kimi sahnelerinde eşitlik, özgürlük diye yırtınsa da bir o kadar da ‘Fransız köpekleri’ diye çığıran Robin Hood karakteri, benim aklımdaki tüm imgeleri silerek yepyeni ve eskisiyle boy ölçüşemeyecek bir Robin Hood oluşturan film. Kendisi okçu olarak bilmemize rağmen bu konu da daraltılmış ki hatta dört nala elinde çekiçle (yoksulluktan değil) Fransızlar’a dalan bir şahşiyet. Olmamış, olmamış! Bu filme giderek güzel şeyler hissetmek yerine, aklımdaki bir takım güzel imgeleri de kaybettim. Filmin bakış açısı Robin Hood’un zenginden alıp, fakire verdiğini herkes bilir, biz nasıl bu hale geldiğini anlatmak istiyoruz şeklinde olsa da filmin çizdiği senaryonun sonucu zenginden alıp fakire veren bir Robin Hood da değildir. (daha fazla…)

Pandorum

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 5/10 | Türkçe: Pandorum | Senaryo olarak gerçekten ilgi çekici bir konu. Klasik korku ögelerinden vazgeçilmemesi insanı tanıdık bir mekanda hissettiriyor aslında. Artık bu filmlerde farklı bir korku ögesi sunmalılar. Hiyoroglifler, kral gibi gizemli çeşitli ögeler kullanmaları ve pozitif bir yapıyla ele alınmasının yanında filmde beni neredeyse tek etkileyen öge psikolojik bir gerilim olması. Yani kişinin kendinden emin olamadığı anların sunulmasından bahsediyorum. Kimi güveneceğini bilmediğin nokta korkunun başladığı yer oluyor. (daha fazla…)

Harry Potter and the Chamber of Secrets

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 7/10 | Türkçe: Harry Potter ve Sırlar Odası | Geçtiğimiz gün Harry Potter ve Felsefe Taşı’nı sesli kitabına eşlik olarak izlemiştim. Bu güzel bir nostalji olmuştu ve seri için ikinci tura başlama kararı aldım. Şimdi daha iyi idrak ediyorum ki Harry Potter benim film izleme, kitap okuma alışkanlığımın temelini kuran, yaratıcılığıyla ve iyliği öven, cesurluku yücelten, anlamlı mesajlar veren içeriğiyle birebir olarak kişiliğime etkisi olan en nadir öge. Sadece küçüklerin değil büyüklerin de zevkle izleyebileceği bir film. (daha fazla…)

Harry Potter and the Sorcerer’s Stone

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

Puan: 8/10 | Türkçe: Harry Potter ve Felsefe Taşı | Kitabını 2 defa okuduğum, Harry Potter ve Felsefe Taşının filmini bir çok defa izlemiş olsam da İngilizce sesli kitabını dinlerken ara ara açarak izledim ve kitapla birebir karşılaştırma, eksikler, fazlalıklar ve küçüklüğümde izlediğim bir filmin büyüdüğümde üzerimde bıraktığı etkiyi karşılaştırabilme fırsatı yakaladım. Şunu anladım ki böyle bir düyanın olma olasılığı dahi benim için bir çok şey ifade ediyor. Her ne kadar filmde bir çok nokta atlansa, kitapla uyumsuz olarak değiştirilse de genel anlamda bakınca kitapta anlatılan kimi ögelerin de aynen hayal ettiğim şekilde yer alması ne kadar hoş. Ayırıca film küçüklüğümde heyecanlandığım kadar heyecanlandıramasa da halen heyecanlandırabilmesi bile mükemmel bir şey. Demek ki çocukluk ruhum halen içimde bir yerde ((: Ara ara nostalji yapmak gerek. (daha fazla…)

The Book Of Eli

Pazartesi, Mayıs 3rd, 2010

Puan: 6/10 | Türkçe: Tanrının Kitabı | Film isminin çevirisi yapan şahşiyet(siz)i elime geçirsem ne yaparım acaba diye düşünüyorum. Filmin önemli ögelerinden birini mahvetmiş. Bu yazım başlığından fazla spoiler içermez, bunu belirteyim. Film mükemmel bir misyonerlik filmi. Hristiyanlık reklamını, yaydırmacı ruhunu günümüz sinema efektleriyle ve masumiyetin dışına çıkarak bir çok şekilde ortaya koymuşlar. Özellikle filmdeki yaşlı çift konusunu unutamayacağımı düşünüyorum. Biraz geniş baktığımızda yaptıkları şeyin anlamlı olduğunu fakat amaç doğrultusunda filmi oluşturduklarını görmek de mümkün. Belirli bir amaç için senaryo uydurulmuş, ara sahneler baştan savma oluşturulmuş. Kimi imgeler, müzikler, dalıp gitmeler çok anlamlı olsa da bunlar oldukça basık kalmış diyebilirim. Bitmesi gerektiği yerde bitirmeyerek de film büyük bir kayıp almış. Ama olsun diyorum, böyle bir cesareti tebrik ediyorum kendimce, benliğimle. Özellikle inanç konusunda yaptığı yorum çok hafif ama anlamlıydı. Fazla söze gerek yok, amaç üzerine oluşturulmuş aksiyon serpiştirilmiş, güzel şeyler yakalanabilecek bir film. (daha fazla…)

The Hurt Locker

Perşembe, Nisan 22nd, 2010

Puan: 7/10 | Türkçe: Ölümcül Tuzak | Bildiğiniz gibi Oscar ödüllü film, bu sebeple filmi izledim. Anlamlı, mükemmel derin içerikli sözler barındıran Amerika’nın bir iç eleştirisi diye nitelendiriyorum. Biz niye buradayız sorusunu içersinde barındıran bir şekilde ‘Burada bize ne olacak?’ sorusunu hissediyorsunuz bangır bangır. Full Metal Jacket ‘i de izleyenler bunun Amerika için ilk olmadığını hissedeceklerdir. Altında ezildiği, geçmişte yapılmış benzer konulu bir film var. Aynı milletin, aynı şekilde, aynı anlamları barındıran. İroni midir bu yoksa Amerika’da sessiz kalanların her yüzyıl sesini duyurabilme çabası mı bilemiyorum ama ters giden bir şeyler var. (daha fazla…)

The Great Escape

Perşembe, Nisan 8th, 2010


Puan: 8/10 | Türkçe: Büyük Kaçış | 1943 yılında Almanlar yüksek güvenlikte savaş esirlerinin tutulduğu bir hapisane olan Stalag Luft III en becerikli kaçış ustalarını içeride tutacak şekilde tasarlamıştır. Ve özgürlüklerini kazanmak için işe koyulurlar.

Zekanın ön planda tutulduğu bu tarz filmler her zaman ilgimi çekmitir. Hele ki tarihi bir gerçekse tadından yenmez derim. Böyle filmlere bakış açımda ufak bir tereddüt de bulunur. Örneğin zekasal suç ilenen filmleri zevkle izlesem de acaba bundan hoşlanmam normal mi diye kendime sorarım zoraki. Fakat bu filmde doğru olduğuna inandığım şeyi, zekanın gücü ile yapmaları benim asıl önem verdiğim şey.

Filmle ilgili tek parmak basmak istediğim nokta sıkı yönetimin olduğu söylenen bir esir kampındaki askerlerin pek kibar, pek görevlerini yapan olmaları. Nazi dönemi kamplarında bu kadar rahat etiklerini pek görmedim. Filmin bu konuda zayıf olduğunu düşünüyorum. Kampların psikolojik baskısına değinmemişler diyebileceğim kadar az görüyoruz filmde. Ama gerçekciliği de kaybetmemeleri ve olağanüstü bir destan yerine ne pahasına olursa olsun mesajını vermeleri çok yüce. (daha fazla…)

Clash of the Titans

Cuma, Nisan 2nd, 2010

Puan: 7/10 | Türkçe: Titan Savaşları | Bu film başlangıç olarak beni gerçekten çok etkiledi. İnsanoğlunun varlığından kesin olarak haberdar olduğu tanrılara ‘Artık yeter!’ demesi ne kadar etkileyici, ne kadar da cesurca! Gel gelelim bu güzel mantığın çevresini ki mantık da eski Yunan destanlarına dayanıyor -kastettiğim film yapımcılarının hayal gücüne değil, dolduramamışlar. Güzel aksiyon sahnelerinin yanında filmin sonlarına kadar yarı tanrı bir insanı güçsüz gösterme hakim, ünlü oyuncuları kullanmaları (yeni bir yüz yeni bir heyecan demek, ayrıca Zeus karakteri çok iyi canlandırılmış), insanoğlunun başlattığı bir savaşın sonuç kalması ve destanın başlangıç mantığı hariç hiçbir ayrıntısına sadık kalınmaması beni üzdü. Warner Borss’a filme 3D efekt kattığı için ve aksiyon sahneleri için de yapımcılara teşekkürler. Fakat anlam olarak sınıfta kaldınız, bu film böyle bitmemeliydi. Bu film ‘onlardan’ olmamalıydı. (Filmi beğendiğimi fakat daha da iyi halde, bir şaheser ortaya koyulabilecek konu olduğunu vurgulamak isterim.) (daha fazla…)