Merhabalar! RSS İmge, RSS Kitap ve RSS Efsun kardeşi olarak Rıza Selçuk Saydam 'ın izlediği filmler hakkında yıllar sonra da geri dönüp bakabileceği derkenar olması amacıyla kurulmuştur.

Veda

Perşembe, Mart 11th, 2010

Puan: 10/10 | Salih Bey’in gözünden Atatürk’ü anlatan, zamanla da genel bakış açısına geçen filmi cesareti, iyi niyeti, Atatürk hakkında bir başka film çekilmesine örnek olması ve daha nice sebepten dolayı 10 üzerinden 10 puan veriyorum. Gel gelelim benim 10 puan vermiş olmam kusursuz olduğu anlamına da gelmiyor. 10 puan vermekteki amacım her ne kadar yetersiz, iyi niyetli olsa bile kötü sonuçlar doğurabilecek bir çok sahnesi olsa da bu film en azından daha iyi bir film çekilmesine vesile olacaktır.

Bir falcının Ata’ya 15 yıl padişah olacaksın demesi ve Ata’nın çevresindekilerin ‘Senin de hoşuna gidiyor.’ demeleri, ardından Ata’nın gülümsemesi şeklinde garip bir sahne var. Bu sahnenin herangi bir gerçekle ilgisi olmadığı gibi kimilerinin kafasını da karıştırmış olabilir, olmuştur da. Bu mantıksız, saçma, gerçeksiz sahne yerine tarihi bir örnek olan birçok hocanın Atatürk’ü ziyaret edip de ‘Gel padişah ol, hareminle doyasıya yaşa!’ tarzında bir teklifte bulunduktan sonra Atatürk’ün de bunu kesinlikle karşı çıkıp, hakimiyetin millete ait olduğunu belirtmesi gibi -ki bu örnek kayıtlara geçmiştir- bir örnek verilebilirdi. Çeşitli sahnelerde bir komutanın cephede telefonu evet diyerek açması da çok göze batıyor. Asker yakınları olanlar sivil bir telefona bile kendilerini rütbeleriyle tanıtarak açmayı alışkanlık edindiklerini bilirler. Ayrıntılara girdğinizde film bir gösteriş, bir dıştan görünüş filmi.

Mudanya’da, Lozan’da destan yazan İsmet Paşa filmde yok, milli mücadele dönemi ve özellikle devrimlerden ise neredeyse hiç bahsedilmemiş. Gitgide özel yaşama saldırılan filmde Fikriye & Latife Hanımlar arasındaki olaylara odaklanılmış. E bari odaklanıyorsun, onu tam yap. Filmin amacı belli olsun. O da yok! Zübeyde ve Makbule hanımların Fikriye karşıtı olmaları yer almayıp, Latife hanımda tam anlamıyla şeytani gösterilmiş. Bu da tarafsız bir bakış açısı değil.

Ayrıca Atatürk’ün Karabekir Paşa’nın yanında ileride bunlar olacak diye deftere Hilafetin kaldırılacağı, harf deviriminin yapılacağı gibi önemli ögeleri yazdırma sahnesi de yanlış. Karabekir Paşa hilafetçi bir anlayış içersindedir ki hatta bu amaç uğruna ileride Atatürk’e karşı parti dahi kuracaktır, idam cezasından zor kurtulacaktır. Bu sahnede Karabekir Paşa’nın yer alması büyük bir hatadır. Bu filmde yer alan hatalar o kadar fazla ki yazmaya utanıyorum. Yazıyı daha fazla uzatmanın anlamı yok.

Özgünlük ve özgürlük adına hiç bir senarist ve/vaya yönetmen tarihi tahrif ve tahrip etme hakkına sahip değildir. (daha fazla…)

Revolver

Pazar, Mart 7th, 2010

Puan: 5/10 | Türkçe: Tabanca | Filmin zekice ögelerin harmanlanmasıyla oluşturulması benim hoşuma gitti. Fakat sonradan psikolojik bir temel üzerine oturtulmaya çalışması hem anlamsız, hem de karmaşık geldiğinden kavramlarım karışmaya başladı. Tam anlamıyla anlamak için bazı sahneleri tekrardan izledim. Açıkcası genel anlamda beğensem de filmin amacını kestiremediğimden sonunda gülümsemiyordum. (daha fazla…)

Edge of Darkness

Pazartesi, Mart 1st, 2010

Puan: 4/10 | Türkçe: İntikam Peşinde | Mel Gibson’ın artık sadece ama sadece mükemmel senaryoları kabul etmesini isterdim fakat para göz olduğunu cümle aleme kanıtlamak istercesine benzer rollerle karşımıza çıkmakta inat ediyor. ‘Edge of Darkness’ bir gişe filmi, bu aşikar. Filmde baba-kız duygusal halisülasyon sahnelerinin mükemmelliğini belirtmeden de edemem hani. Yiğidi öldür hakkını yeme. Fakat bu film için ayrılmış bütçeye, gereksiz yere çekilmiş ve mantığı olmayan sahnelere öyle acıdım ki. Gerçekten bu film başrol oyuncusunun ismi nedeniyle olduğu yerde. O kişinin de artık sadece ismi kalmış diyebilirim. Dedim. (daha fazla…)