Puan: 9/10 | Türkçe: Soysuzlar Çetesi | Eğer aynı dünyada yaşıyorsak siz de biliyorsunuz ki Yahudi’lere acımasızca bir soykırım yapıldı. Yıllar sonra geçmişle yüzleşilmeye başlandı. Yahudiler için ağıtlar, acıklı filmler yapıldı. Belki sektör onların eline geçtiğinden böyle yapıldı, bilemiyorum ama bu film ile yeni bir çığır açıldığı kesin. Dinsizin hakkından imansız gelir diye bir söz var bizde, sanırım tam yerine oturuyor. Film gerçekten Brad Pitt’e oturmuş. Ayrıca kesinlikle bir başrol oyuncusu yok diyebilirim. Sürekli hareket halinde olan filmde inanılmaz eğlendim. İlk defa nazileri kedi dönemlerinde bu kadar komik duruma düşüren filme 9 puan veriyorum. Film hakkında söylenecek çok şey var ama siz tadına bakarak yaşayın efendim. (daha fazla…)
Inglourious Basterds
Cumartesi, Eylül 26th, 2009UP
Perşembe, Eylül 24th, 2009
Puan: 8/10 | Türkçe: Yukarı Bak | Disney’in veya Pixar ‘ın bu animasyondaki rolünü elbette bilemem ama bunda olduğu gibi Pixar’ın yer aldığı tüm projelerde gördüğüm bir takım ortak noktalar var. Mesela duyguları çok iyi yansıtıyor ve yaşatıyor. İster mutluluk, ister hüzün. Hayat boyu karşımıza çıkan ufak ayrıntılara animasyonlarda canlı bir şekilde yer veriyorlar. Zaten bir yerde sonunun mutluluk olacağını bildiğiniz bu tarz filmleri sırf bu ayrıntılar için izlemiyor muyuz? En azından ben ayrıntıları sorgulayan bir bakış açısıyla izliyorum ve inanılmaz zevk alıyorum. Keyfinize keyif katsın isterseniz izlemelisiniz. (daha fazla…)
It’s a Wonderful Life
Perşembe, Eylül 17th, 2009
Puan: 10/10 | Türkçe: Şahane Hayat | Sonunda 10 üzerinden 10 verdiğim üçüncü filmi buldum. Hem de hayatımdaki beni boğan bir dönemde bulmam gerçekten bir lütûf. Filmde hayatın anlamı işleniyor ve gerçekten büyük bir baş yapıt. Oyuncuların rol yeteneği o kadar yüksek ve rollerine kendilerini öyle bir kaptırmışlar ki sanki size yaklaşıyorlar. Karakterler o kadar gerçek, o kadar halktan ki filmde Amerikan kültürünün izleri dışında size farklı gelen hiçbir şey olmuyor. Kabul ediyorum, filmdeki bazı sahneler çok basit işlenmiş olabilir. Ama filmin çekim tarihinin 1946 olduğunu sakın ola unutmayın. O zamanki teknoloji ile gösterilebilecek tüm içtenlik filmde sizleri bekliyor. Umarım siz de izledikten sonra benim gibi dönüp kendinize bakarsınız. Sevgiler. (daha fazla…)
Orphan
Çarşamba, Eylül 16th, 2009
Puan: 3/10 | Türkçe: Evdeki Düşman | Korkma tırsma gibi bir şey yaşatmasa da film ciddi bir dramdı. Bir takım saçma sahneler olsa da (örneğin buzun kırılıp suya düşmesinden sonra çıkıp çocuğunu kucağına alma gibi) heyecana değerdi. Kurguyu ve kızın sanatsan anlayışını beğendim. Gerçekten yaratıcı bir çalışma. Filme çok ciddi bakmamak gerek. (daha fazla…)
North by Northwest
Çarşamba, Eylül 16th, 2009
Puan: 4/10 | Türkçe: Gizli Teşkilat | Açıkcası filmi beğenmedim fakat hoşuma giden birkaç şey oldu. Mesela çok ciddi görünümlü heriflerin bu kıyafetlerle duygusal rolleri nasıl oynadıklarını, stüdyoyu falan hayal ettim. Ayrıca çok ünlü yerlerde yapılmış çekimler vardı ve sürekli filmden posterler görüyordum ve tabiki de bu film olduğunu bilmiyordum. Böylece aklımdaki ufak soru işaretlerini giderdi. Enteresan bir klişe izlemek isterseniz buyrun efendim. (daha fazla…)
The Shining
Pazartesi, Eylül 14th, 2009
Puan: 8/10 | Türkçe: Cinnet | Bu yazımızda sağdan soldan duyup da hem fikir olduğum eleştiri cümleleriyle filmden bahsedeceğim. The Shining, 1980 yapımı Stanley Kubrick’in Stephen King’in aynı adlı romanından uyarladığı filmdir. Filmin başrolünde yazar Jack Torrance’ı canlandıran Jack Nicholson vardır. Torrance’ın karısı rolünü ise Shelley Duval canlandırmıştır. Uzun ve detaylı takip sahnelerinin çekimi için steadicam’in bu kadar uzun süre kullanıldığı ilk film The Shining’dir. 19 milyon dolara malolan film Amerika’da toplam 44,017,374 $ hasılat yapmıştı. En fazla çekim tekrarı yapılan filmidir. Bir sahnesi 127 kere tekrar çekilmiştir. Kubrick’in yönetmenlik dehası King’in senaryosunun önüne geçmiştir. Psikoljik gerilim türünün en iyi örneklerinden biri. (daha fazla…)
17 Again
Perşembe, Eylül 10th, 2009
Puan: 7/10 | Türkçe: 17 Yeniden | Açıkcası ‘Amerikan Pastası’ gibi bir film bekliyordum fakat klasik gençlik dizilerine farklı bir yaklaşımlı film olmuş. Özellikler filmdeki Ned amca karakterine bayıldım. Ned amca mp3 koruma sistemini ki aynı zamanda bunu da kırma sistemini bulan kişi rolünde ve tabiki zengin. Gördüğüm en çatlak kişilerdendi. Bunun dışında film gerçekten eğlenceli. Filmdeki geçmişe dönüş sahnesi berbat denecek kadar zayıf. Biraz daha farklı şeyler yapılabilirdi. Karakter seçimi konusunda başarılı buluyorum. İzlemenizi önerebilirim. (daha fazla…)
The Final Destination 4
Salı, Eylül 8th, 2009
Puan: 6/10 | Türkçe: Son Durak 4 | Serinin dördüncü filminin çekilmesi için 3D olması yeterli bahane değil bence. Sonu tahmin edilebilen bir film veya diğerleriyle aynı kurgu düzeni canımı sıktı. Yeterli yaratıcılık seviyesi göremedim ve filmi başarısızlıkla nitelendiriyorum. Ama bazı sahneleri gerçekten özel olduğunu da belirtmeliyim. Aksiyon var başka bir şey yok. Ne aradığınızı biliyorsunuz, aksiyondan başka hiçbir şey istemem derseniz film size göre. (daha fazla…)
Step Up 2: The Streets
Pazartesi, Eylül 7th, 2009Puan: 8/10 | Türkçe: Sokak Dansı | Sokaklar her zaman dehşeti bir şekilde içimi kıpır kıpır etmiştir. Step Up filmine olam sempatimi bir önceki yazıdan biliyorsunuz. Bu film içimde bu sempatiyi kaybetme korkusuyla izledim. Çünkü bir seri oluşturmak, ikinci filmi çekmek gerçekten çok zordur. Beklediğim gibi senaryodaki iniş çıkışlar ilk film ile aynı. Önceki MSA ile tanışma, sonra dibe batma, sonra da en üste çıkma şeklinde. Yine sadece özel ekiple çekilebilen bu film sinema sektörünün en önemli ürünlerinden diyebileceğim bir düzeyde çünkü hiçbir kitap bunu yansıtamaz. Filmdeki puan eksikliğinin nedeni ise biraz hızlı olması. Yani vurgulanması gereken sahneler daha çok aksiyonlu dans sahnesi olsun diye kısa kesilmiş. Ayrıca sempatik karakter seçimi ilk filme göre mükemmel derecede başarılı olsa da başroller hariç diğer karakterleri ayrıntılandırma hesaba katılmamış. Serinin ikinci filmini ilk filme bağlama kısmını mükemmel uygulamışlar. Kısaca bahsedecek çok şey var ama bu filmi birine anlatmak imkansız. İnanılmaz bir şey. İzleyin ya hu! (daha fazla…)
Step Up
Pazar, Eylül 6th, 2009
Puan: 8/10 | Türkçe: Benimle Dans Et | Bu filmi Kamil Koç ile İstanbul’dan Balıkesir’e giderken sağolsunlar açtılar. Yaklaşık 30 dk izledikten sonra romantik bir filmin vazgeçilmezi olan öpüşme sahnesi geldi. Sonra da film çat diye kapatıldı. İlgimi çekmeyi başaran film (dans edemem, edene hayran kalırım, etmeye çalışacağım) ortada kalınca sinirlendim ve neden kapatıldığını sorunca da muavin sırıtarak bana bu film Türkiye standartlarına uymuyor dedi. Yani herifin yüzüne yumruk indireceğime Türkiye standartları sana göre mi uygulanıyor ki kapatıyorsun dedim oturdum. Hemen bi şikayet formu tabiki ve filmin adını kaydetme.
Şimdi evde film izledim. Gerçekten de çok güzel bir filmdi. Film gerçekten özeldi. Hem kurgu olarak şahaneydi hem de oyuncular alâlade kişiler değildi. Hepsinin eğitimli oldukları belliydi. Bu film, bu oyunculara dikilmiş nadide kumaşlar kullanılmış bir elbise gibi. Başrol oyuncularından bazen soğuk tavırlar, filme sırf ek duygu katmak için getirilmiş soğuk duygular var. Bunları gereksiz buldum ama belki de güzel tavırlarını farkedebilmek için bu gerekiydi. Bilemiyorum, bildiğim şu ki Step Up 2 çıkmış. Birazdan onu da izlemek için imkanlarımı kullanacağım. <3 (daha fazla…)













